“Sayın Cumhurbaşkanı, size bu çağrıyı bir muhalif olarak değil, bu ülkenin bir evladı olarak, gidişattan endişe eden bir vatandaş olarak yapıyorum. Türkiye bugün sadece ekonomik bir krizin içinde değil, bir varlık ve yokluk sancısı çekiyor.
1. Devlet Mekanizmasındaki Çöküş
Kurumlar işlevsizleşti, liyakat tamamen rafa kalktı. Devlet, bir grubun veya bir partinin aygıtı haline dönüştü. Oysa devlet hepimizindir. Adaletin olmadığı yerde mülk (devlet) durmaz. Bugün yargıya güvenin yerle bir olması, bu ülkenin geleceğine vurulan en büyük darbedir. Lütfen görün; etrafınızdaki kuşatma gerçeği duymanıza engel oluyor.
2. Toplumdaki Duygusal Kopuş
Ülkeyi ‘biz ve onlar’ diye ayırdınız. Ama unutmayın ki ‘onlar’ dediğiniz bu ülkenin yarısıdır. İnsanlar artık bu ülkede bir gelecek göremiyor, gençler akın akın yurt dışına gidiyor. Bir liderin başarısı, halkının yarısını diğer yarısına düşman etmek değil, herkesi ortak bir idealde buluşturmaktır. Türkiye’nin iç barışı, bekamızın en büyük teminatıdır.3. Ekonomi ve Çıkış Yolu
Ekonomi sadece rakam değildir, ekonominin temeli ‘güvendir’. Hukukun olmadığı, yarın ne olacağının bilinmediği bir yere sermaye gelmez, bereket uğramaz. Halk yoksullaşırken, bir kesimin zenginleşmesi toplumsal patlamalara zemin hazırlar.
4. Son Durak: Tarihsel Sorumluluk
Sizin için bir yol ayrımı var. Ya bu kutuplaşmayı, bu baskıyı artırarak ülkeyi daha büyük bir karanlığa sürükleyeceksiniz ya da ‘ben bu ülkenin Cumhurbaşkanıyım’ diyerek rotayı demokrasiye kıracaksınız.
Gelin, bu ülkeyi bir enkaz yığını olarak değil; kurumları ayağa kalkmış, hukuku tesis edilmiş, barış içinde bir ülke olarak bırakın. Bu sizin elinizde. Yarın çok geç olduğunda, ne tarih ne de bu millet bunu unutacaktır. Türkiye’yi bu cendereden çıkarmak sizin tarihsel borcunuzdur..




Mart 10th, 2026
admin
Posted in 